16 Nisan 2013 Salı

Doctor Who "5.Sezon"

     5.sezon yeni Doctor'umuz, yeni yol arkadaşları ve yeni başyazarımız ile başlar. Bundan sonraki sezonlar eskisinden biraz daha farklı. Başyazarın değişmesinin getirdiği etki bu. Ama hiç malesef demiyorum çünkü bu da bambaşka. Yine kaptırıyorsunuz daha ilk dakikalardan. David'in gitmesine yine alışamasak da, onu çok özlesek de 11 bizi bir başka sarıyor. Çünkü o bambaşka. Kayıpları yüzünden öfke yaşıyor hala ama bu sefer bunlar o kadar belirgin değil. Belirgin olan şey ise çatlaklığı, durumlar karşısındaki tepkileri. Rejenerasyon geçirdikten sonra vücudunu kontrol ediyor, hani eksik parçası vardır belki diye :D Ayaklar, eller, baş, çene ve saçlar. Saçlar uzun ya "I'm a girl and still not ginger" diye yorum yapıyor. 10.Doctor da "Am I ginger?" diye Rose'a sormuştu. Kontroller bittikten sonra bir şey hatırlamalıyım diyor ama şapşal biraz da Tardis patlıyor arkada yanıyor ve bunu unutuyor :D Sonra da Tardis sarsılınca "ha ha Crash!!" diye bi mutlu oluyor anlatamam. Az önce "I don't wanna go" diye ağlayan bendim sanki :D


      Bu Doctor çatlak demiştim ya asıl en önemlisi düşmanlarının korktuğu bir Doctor. Daha ilk bölümden Attraxileri dünyadan savurmuşken geri çağırıyor ve onları dünyadan kovuyor, hem de "Run!" diyerek :D. Defalarca izlenesi sahnemiz..
    Yeni yol arkadaşları Amy Pond, Rory Williams ve 4.sezondan hatırladığımız River Song. Ve yeni bir Tardis..
     
    5.sezonda da birçok güzel bölüm var ama bu sezon demiştim ya daha farklı diye. Bir sürü gizem, sır var. Hepsini birleştirince de fena şeyler öğreniyoruz. Sherlock gibi olacağız yakında, küçücük ayrıntıdan her bir şeyi fark edebiliyoruz artık, sağ ol Moffat! :D
    Bu sezon genel olarak Amy ve Doctor ile geçiyor. Amy küçükken Doctor'la karşılaşıyor ve onu 12+2 sene bekliyor. Doctor da gel gör ki bu 14.senede Amy'nin düğün gününden önceki gecce geliyoor ve Amy'yi alıp yolculuğa başlıyor. Sezon finalinde ise Amy sonunda Rory ile evleniyor. Burada zaman yine geriye doğru akıyor ve yaşanmamış gibi devam ediyor. Amy odasında zaman çatlağıyla büyüdüğü için ve tabi ki River'ın da yardımıyla Doctor'u hatırlıyor ve mutlu sonn: Doctor Amy'nin düğünündeeeee ;)
   *5.sezon 1. bölümde (Eleventh Hour) küçük Amelia odasının duvarında bir çatlak olduğu ve oradan sesler geldiği için tanrı'ya ona yardımcı olacak birini göndermesi için dua ediyor. Bu sırada tabi ki Doctor patlayan Tardis ile evin önünde beliriyor. Doctor değişim geçiriyor tabi aç. Amelia ona birçok şey veriyor ve Doctor en sonunda "Fish finger and custard"da karar kılıyor, yani balık kraker ve krema. Demiştim Amy Doctor'u 12+2 sene bekliyor. Bölüm sonunda az önce anlattığım gibi Doctor Attraxileri kovuyor "Basically.. Run!!"
  *5.sezon 4.bölümde (The Time of Angels) River ve Ağlayan Melekler ortaya çıkıyor. Bölüm sırlarla dolu geçiyor, Moffat yazmış bölümü diye belirtmeme hiç gerek yok sanırım ;) River da ayrı bi çatlak. Dünyanın en eski yazılarını bilin bakalım kim yazmış, tabi ki River. Peki ne yazmıışş "Hello sweety" :D
  *5.sezon 10.bölümde (Vincent and The Doctor) ünlü ressam Vincent Van Gogh ile karşılaşıyoruz. Bence sezonun en güzel bölümü de bu. Van Gogh diğer insanlar gibi değil, renklerin ötesini görüyor ve üzüntünün şarkısını duyabiliyor. Kimsenin hatta Doctor'un bile göremediği bir yaratığı görüyor. Doctor'un yardımıyla da o yaratığı öldürüyorlar ama üzülerek tabi. Van Gogh çok farklı. Ara ara krizler geçiriyor, evine kapanıyor, 5 kuruş parası yok ve insanlar tarafından hor görülüyor. Kimse, kendisi bile ileride ne olacağını bilmiyor ki :( Ama Doctor Amy'nin de isteğiyle Van Gogh'u gelecek zamandaki onun sergisine götürüyor ve oradaki uzmana Van Gogh'u 100 kelimeyle anlat diyor. Van Gogh bunları dinliyor ve ağlayarak resimlerine bakıyor, uzmana sarılıp onu öpüyor. Uzman, o gittikten sonra onu Van Gogh'a benzetiyor elbet :) Gerçekte Van Gogh 31 yaşında intihar ediyor ve Amy de düşünüyor ki Van Gogh gördüklerinden sonra intihar etmeyecektir. Fakat yanılıyor, çünkü Vincent yine de intihar ediyor :( Ama yine de Vincent'in hayatına bir şeyi değiştirebiliyor : Vincent Amy için ayçiçeklerinin resmini yapıyor..



   *5.sezon 12. (The Pandorica Opens) ve 13. bölümlerde ( The Big Bang)  tüm düşmanları Doctor'u yok etmek için birlik yapmış durumda. Ama Doctor burada yine onları kaçırmayı başarıyor, bu sefer bir süreliğine. Amy üzerinden çok büyük bir plan yapmışlar. Sonucunda Amy ve Rory aşkı, River'ın zekası sayesinde Doctor yine günü kurtarıyor. Biliyorsunuz Amy odasında zaman çatlağıyla büyümüştü, bu da yardımlarla birlikte Doctor'u hatırlamasını sağlıyor. Ve Amy ile Rory'nin düğünü oluyor. Doctor'un dans etmeyi sevdiğini anlıyoruz :D


   
    Ve Amy ile Rory düğün bittikten sonra Doctor ile yolculuklarına devam eder :)


    Rory ile Amy'nin büyük aşkından bahsetmezsek olmaz. Doctor Amy'yi Pandorica'ya yerleştirdikten sonra 2000 yıl geçiyor. Ve plastik Rory bu 2000 yılı yavaş yoldan Pandorica'yı koruyarak geçiyor. Bütün bu zaman boyunca Pandorica'nın yanından ayrılmıyor. Savaşlar, yangınlar, hiçbir şey onu durduramıyor. Ve Pandorica açıldığında Rory ile Amy'nin karşılaşması bizi mest ediyor. 

   Bu arada küçük Amelia, Karen Gillan'ın (Amy Pond) gerçek hayattaki kuzeni. Başka nasıl bu kadar kızıl ve benzer olurlardı ki ;)

The End of Time ve "I don't wanna go"

     Geldik 10.Doctor'umuzun gidişine.. 4.sezonun devamında özel bölümler yayınlanıyor. En beğenilen Doctor'umuz için bu bölümler olmazsa olmazdı elbette. Birçok sürprizle gelen 4.sezon bize son sürprizini yapıyor, kötü bir sürpriz.. Doctor'umuz gidiyor..
     Bu gidiş The End of Time part 1 ve part 2'de oluyor. Bu bölümlerde Doctor'un yol arkadaşı sayılabilecek kişi Donna'nın dedesi Wilfred var. Usta yine karşımıza çıkıyor, önce Doctor'un düşmanı oluyor sonra da kurtarıcısı ve sonunda yine yok oluyor.
    Doctor, Wilfred'i kurtarabilmek için canını feda ediyor ve rejenerasyon döngüsüne giriyor :( Bundan sonra bütün yol arkadaşlarını ziyaret ediyor ve onlara veda ediyor. Çünkü bu sefer kaybettiklerine rağmen değişmek istemiyor. Tabi David de diziden ayrılacağı için çok üzgün. Böyle böyle sanki gerçekmiş gibi bir veda yaşıyoruz..

Micky ile Martha'ya veda, ve sürpriz evlenmişler :))

 Jack'e veda ve daha önceden tanıdığımız alons-y Alonso'nun adını söyleyerek Jack'e yardım ediyor ;)

Sarah Jane Smith'e veda, Sarah Jane mutlu çünkü onu yeniden görebildi..

John Smith olduğu dönemde sevdiği kadının torununa (ki onun kopyası) bile veda ediyor :( 

Donna'ya ve Wilfred'e veda, Donna'nın düğününden bir sahne :( Doctor geçmişe gitmiş ve Donna'nın babasından ödünç para almış ve o parayla da Donna'ya düğün hediyesi getirmiş: bir piyango bileti ;)

 Ve tabi ki Rose'a veda.. Daha Rose ile karşılaşmadan önce. Doctor Rose'a "Tell you what, I bet you are gonna have really great year" der. Sene 2005 tabi :))
      Böylece Doctor'umuz rejenerasyonunu tamamlamaya ömürlük yol arkadaşı TARDIS'e gider. Bu sırada bir Ood karşısına çıkar ve "We will sing to you Doctor, The Universe will sing to your sleep. This song is ending, but the story never ends." der. Bütün Ood'lar yüreğimizi dağlayacak şarkıyı söylerler. Doctor Tardis'e gider ve yalnız başına rejenerasyon geçirir. Bu sefer tüm dostlarını geride bırakmıştır. 
      Bu vedalar aslında baş yazarın değişmesi ve dizinin yeni bir formata girmesiyle ilgili bence. Çünkü Russell ne kadar harikaysa, Moffat da en az o kadar harika ama yine de çok farklılar. Bu vedalar da bize bu değişikliği kabul ettirmeye çalışıyor aslında.. Ne diyelim.. Biz de gitmeni istemedik Doctor'umuz ama gittin işte.. 
"I don't wanna go"

TARDIS de 10'un gitmesine dayanamaz ve patlar..

     Ve bu macera da burada biter.. Bize de aynı bölümleri tekrar tekrar izlemek kalır..


Doctor Who "4.Sezon"

        4.sezon Nisan 2008'de başladı. Bu sezon yine yeni bir yol arkadaşı ile birlikteyiz. Donna Noble.. Donna daha önce 3.sezonun başlamasından önce Noel özel bölümünde Doctor'a eşlik etmişti, istemeden de olsa ;) Sonra biliyorsunuz Doctor, Martha ile birlikteydi. Meğerse bütün bu zaman boyunca Donna, Doctor'u aramış durmuş. Ve tabi ki 4.sezonda Donna ile Doctor sonunda karşılaşıyor :)) Acayip komik bir sahne onların kavuşması :D

      4.sezonun yine birbirinden güzel bölümü var. Hatta en çok bölüm 4.sezonda yer alıyor. Özel bölümlerle birlikte toplam 19 bölüm izliyoruz bu sezon. Doctor Who'nun belki de en güzel sezonu diyebiliriz. Russell T.Davies ve Moffat'ı birlikte sevenler için bu sezon en iyisi. Üzgünüm ki Russell bu sezondan sonra yer almıyor :( Ve 10.Doctor'umuz David de bu sezonda gidiyor. Giden sadece onlar da değil. Doctor Who tamamen yeni bir formata bürünmüş gibi. Donna, Martha, Rose, Jack.. Hepsi gidiyor artık.. Daha çok ayrıntıya 5.sezon yazımda gireceğim. Anlayacağınız yine de, bu bayağı uzun bir yazı olacak :))
   *4.sezon tarihi olaylarına baktığımızda (tarihinizi geliştirmenin bir diğer yolu da Doctor Who izlemek ;)) Pompei'nin volkanla yok oluşu, Agatha Christie'nin hayatı ele alınmış. İkisi de çok güzel bölümler
   *4.sezon 6.bölüm The Doctor's Daughter ;) Aman yanlış anlamayın Doctor'un kızı dediğimiz aslında özel bir makinede Doctor'un DNA'sından oluşturulmuş biri sadece. Ama öyle de dememek lazım. Doctor da başta o makineden var oldu dese de Donna sağ olsun gerçekten onun kızı olduğunu anlamasına yardımcı oluyor. Donna kızın adını Jenny koyuyor :) Bölüm gayet güzel giderken Doctor'un kızı ölüyor :( yani biz öyle sanıyoruz. Doctor kahroluyor, rejenerasyon geçirmesini diliyor ama nafile. Kollarında ölüyor kızcağız :( garibim Doctor'um ne çektin sen be, bütün sevdiklerin kollarında öldü :(. Amma ve lakinn Doctor o gezegenden ayrıldıktan sonra kızı Jenny rejenerasyon geçiriyor ve uzay gemisiyle babası gibi maceralara girişmek için kaçıyor :)). Bu arada bu bölümde Martha da var.


  Biraz da magazin yapalım ne dersiniz ;) Jenny yani Georgia Moffett aslında 5.Doctor'umuz Peter Davison'ın gerçek kızı. Bu bölümden sonra da 10.Doctor'umuz David Tennant'la 2011'de nişanlanıyor ve Mart 2011'de kızları oluyor. Sonra da Aralık'ta evleniyorlar :)) David, Georgia'nın oğlunu da nüfusuna geçiriyor. Ne şans var insanlarda bilemedim ya :D
  *4.sezon 8. (Silence in The Library) ve 9. (Forest of The Dead) bölümlerde ileride Doctor'un çok özel arkadaşı olacak olan ;) River Song ile karşılaşıyoruz. River Doctor'un bütün yüzlerini biliyor ve geçmişinde hep Doctor ile birlikte. Ama sonraki Doctor tabi ki. Bu yüzden 10.Doctor'umuz River'ın onu bu denli tanımasını anlayamıyor, ta ki River onun kulağına Doctor'un adını söyleyene kadar. Biz tabi ki bunu öğrenemiyoruz çünkü bu en büyük sır.. Velhasıl.. Anlayacağınız Doctor'un River ile karşılaşması, River'ın Doctor ile son karşılaşması oluyor. Yani River'ın geçmişi, Doctor'un geleceği.. Ne üzücü.. Daha River'ı tanımadan onun ölümünü görüyor ve onunlayken bunu her zaman biliyor :(( 

   *4.sezon 12.bölümde (Stolen Earth) Rose resmen dönmüş oluyor ve Doctor ile muhteşem bir karşılaşma yaşıyorlar. Bu bölümde bu sefer herkes var: Rose, Martha, Donna, Kaptan Jack, Mickey, Rose'un annesi, Sarah Jane.. Martha "You find her" diye ağlamaklı bir tepki veriyor ve birlikte ağlaşıyoruz, ama mutluluktan elbet. Gerçi Martha'yı bilemeyiz sonuçta Doctor Rose'a olan sevgisinden Martha'yı hiç göremedi :( Doctor bu bölümde Rose ile birbirlerine koşarken bir Dalek tarafından vuruluyor ve enerjisini Jack'in sakladığı daha önce 2.sezonda kesilen eline yönlendiriyor. 13.bölümde ( Journey's End) fena şeyler oluyor. Donna TARDIS'in içinde hapsoluyor ve Doctor'un eline dokunuyor. Böylece Donna'nın enerjisi ele geçerek Meta Kriz Doctor'u yaratıyor, yani tek kalpli insan Doctor. Ve Donna da bu enerjiden nasibini alıyor ve Doctor-Donna oluyor. Yani Doctor'un tüm bilgilerine sahip oluyor. Böylece Donna ve Meta Kriz günü kurtarıyorlar. Dönüş yolunda TARDIS'i bu sefer 6 kişi kullanıyor. Aslında TARDIS 6 kişilik inşa edilmiş :)
 Meta Kriz'in oluşumu, "-You r naked. -Yes!!" :D

      
   Doctor Martha, Mickey ve Jack'i bıraktıktan sonra sıra Rose'u ve Meta Kriz Doctor'u bırakmaya geliyor :(( 2.sezon sonunda olduğu gibi Bad Wolf sahiline gidiyorlar. Rose artık seninle kalabilirim dese de Doctor buna izin vermiyor. Rose'a Meta Kriz'in de o olduğunu ve onunla insan gibi yaşam sürdüreceğini, yaşlanabileceğini söylüyor. Rose Meta Kriz'e "bana daha önce bir şey diyecektin, neydi o?" diye soruyor ve Meta Kriz Rose'un kulağına eğiliyor. Dudaklarını okuyabildiğimiz kadarıyla "I love you" diyor ve Rose onun dudaklarına yapışıyor ;)). Bu sırada 10'umuz bitanemiz TARDIS'e giriyor. Rose da Meta Kriz'i bırakıp ona bakıyor ama nafile.. Bundan sonrasında ne oldu bilmiyoruz tabi ki. Ama Steven Moffat sağ olsun bize bir sürpriz yapıyor ve Rose ile 10.Doctor'u 50.yıl özel bölümünde (Kasım 2013) geri getiriyor. Tahminle Meta Kriz Doctor olduğu yönünde. Bakıp göreceğiz :)) 



     Donna enerjiden nasibini alıyor demiştik ama bir insan bu bilgiyi kaldıramayacağından Doctor onun hafızasını siliyor ve onu evine götürüyor. Eğer Donna bir şey bile hatırlarsa ölecektir, bu yüzden bir daha Doctor ile Donna hiç görüşmemeli :(. "The best of times" sonlanıyor böylece :(

.....................................................
   

15 Nisan 2013 Pazartesi

Doctor Who "3.Sezon"

          Evett, 3.sezona yeni yol arkadaşı ile başlıyoruz. Martha Jones.. Bu şanslı kadın Doctor ile karşılaşıyor ve ilk görüşte aşık oluyor, fakat ne mümkün.. Doctor'umuzun aklı hep Rose'da. Martha da bunu anlıyor tabi daha ilk zamanlardan hem de. Martha başka şey istiyor, Doctor başka..


         Doctor yalnız kalmaktan korkuyor belki de. Çünkü kaybettiği şeyler canını çok yakıyor ve onu öfkeli bir adam yapıyor. Öfkelenince de durmak bilmeyebiliyor.. Bu yüzden de yol arkadaşına ihtiyacı var. E e 903 yaşında ve başından onca şey geldi geçti.. Arkadaşlıklar, dostluklar, aile, kayıplar, savaşlar, yokoluş ve daha bir çoğu. Onu bunu bırakın tam 9 kere öldü ve değişti, bambaşka biri oldu..
      *3.sezon 1.bölümde Doctor gen değişimi yapabilmek için Martha'yı öpüyor. Martha sanırım burada aşık oluyor. Eee kim olmazdı ki ;) Bu sezon için idare edeceğimiz öpüşme sahnesi budur, çok bile!!

      *3.sezon 2.bölümde (The Shakespeare Code) Doctor Shakespeare ile karşılaşıyor ve Martha ona Harry Potter'ın ünlü sözü "Expelliarmus"u söyletiyor :)
     *3.sezon 3.bölümde (Gridlock) Face of Boe tekrar ve son kere karşımıza çıkıyor ve Doctor'a büyük sırrı söylüyor "You Are Not Alone" yani YANA..
     *3.sezon 8. (Human Nature) ve 9. Bölüm (Family of Blood)  sezon favorim. Doctor'un öfkesini çok net bir şekilde görüyoruz. Ama kendini kontrol edebiliyor, çünkü yol arkadaşı yanında. Doctor bir saat sayesinde insan vücuduna ve John Smith (insanların arasına karışmak istediğinde kullandığı ism :))isimli bir insana bürünüyor. Bunu Kan Ailesi'nden kaçabilmek için yapıyor. Fakat bölüm sonunda öğreniyoruz ki aslında onlara zarar vermemek için kaçıyor. Tabi insan olan Doctor'umuz aşık oluyor ama Martha'ya değil tabi, Martha hizmetçisi oluyor bölümde :D. En sonunda John Smith zzor bir karar vererek saati açıp tekrar Doctor oluyor ama aşkı geride kalıyor, olan kadına oluyor tabi ama kadın hayatına devam ediyor sonuçta yalnız kalan yine Doctor oluyor. Bölümün en sevdiğim bölümü ise Doctor'un Aileyi cezalandırdığı bölüm. Aileyi cezalandırıyor ama bunu onların istediklerini gerçekleştirerek yapıyor, tabi başka biçimlerde ;)
    * ve çook ünlü 3.sezon 10.bölümümüz.. Blink.. "Don't Blink. Blink and you are dead. Don't turn your back.Don't look away and don't blink. Good luck.." Gözünüzü kırptığınız, onlara baktığınız anda hareket edebilen ve onlara baktığınızda taşa dönüşen evrenin en nazik katilleri Weeping Angels yani Ağlayan Melekler. Ağlayan Melekler'in yaratıcısı tabi ki kaçık yazarımız Steven Moffat (daha neler yaratacak neler, ohoo. onlara özel bir yazı yazsam kitap olur :D). Doctor bu bölümde çok ucuz atlatıyor ama sonrasında çok çekiyor bu acımasız psikopatlardan :(
    * ve final bölümümüz. Face of Boe'nun dediği doğru çıkıyor. Doctor yalnız değil. Master yani Usta, Doctor'un ezeli düşmanı hala yaşıyor ama o da saate hapsolmuş. Usta saatten kurtulunca olanlar oluyor. Dünyaya yıkım getiriyor. Doctor'u, Martha'nın ailesini ve Kaptan Jack Harkness'i (ona özel bir yazı olacak, reytinglerimizi arttırmak lazım. Anlayan anladı bence ;)) ve biricik TARDİS'imizi esir alıyor ve onlara binbir eziyet ediyor :(. Doctor ise küçük bir yaratığa dönüyor resmen. Ama insanlar sayesinde, onların düşünceleri sayesinde bundan kurtuluyor ve Usta'yı alt ediyor. Usta ile ne kadar kapışsa da onun ölmesini istemiyor, yine yalnız kalmak istemiyor garibim :( yalvarıyor rejenerasyon geçir diye ama Usta ölmekte ısrarcı. Doctor'a bu şekilde acı çektiriyor anlayacağınız. "Ben yendim" diye diye gidiyor. Doctor yaşananları geriye alıyor ve bu 2 yıl hiç yaşanmamış oluyor. Bu 2 yılı Doctor, Jack ve Martha'nın ailesi dışında kimse hatırlamıyor.



        Doctor yine yalnız kalıyor, bulmuşken kaybediyor. Sonuçta yine öfkeli bir Doctor kalıyor geriye.. Öfkeli ve yalnız :( Martha da bu yaşananlar hiç yaşanmamış gibi olsa da aslında bunları yaşadı bu yüzden de ailesi ile birlikte kalmak istiyor ve Doctor'u yalnız bırakıyor..
        Bitanemiz 10'umuz öfkeli ve daha kötüsü yalnız.. Tutun tutabilirseniz. Ama geliyor yeni bir yol arkadaşı.. Doctor-Donna..

Doctor Who "2.Sezon"

           Doctor Who'nun 2.sezonu 16 Nisan 2006'de yayınlanmaya başlandı. Başta herkeste olduğu gibi (eğer modern serinin ilk sezonundan başladıysanız tabi) ben de 9.Doctor'un gitmesine alışamamıştım. Hele "Fantastic" deyişini unutamazdım. Ama bir baktım ki 10.Doctor gönlümü daha ilk bölümden fethetmiş. Muhteşem İskoç aksanı ve binbir türlü mimiğiyle beni kendine hayran etmiş. Hele o gülüşü.. Bir sürü fotoğraf seçtim ama sonra dedim ki en iyisi siz kendiniz bakın, neler göreceksiniz neler. Ben bunları koyuyorum şimdilik :)



         Velhasıll.. 10.Doctor'umuz neyse ki 3 sezon daha bizimle kalıyor. 
Bu sezondaki 10.Doctor'umuz, 9.Doctor'umuz kadar üzgün ve asabi değil, kendini kaybedilmiş ya da kaybetmiş hissetmiyor. Rose sağ olsun onu hayata döndürüyor. 
Ayrıca her Doctor'un kendi kişisel özellikleri olduğunu da eklemek isterim. Rejenerasyon geçirirken bazı temel noktaları aynı kalsa da kişisel olarak da değişime uğruyorlar. Zaten rejenerasyonlar bir kayıpla birlikte geliyor genellikle, bu da durumu değiştiriyor anlayacağınız. Neyse konumuza dönelim :)
        *2.sezon 1.bölümde daha önce de 1.sezonun 2.bölümünde karşılaştığımız Face of Boe'yu görüyoruz. Doctor'la bir kere daha karşılaşacağını söylüyor. 
        *2.sezon 3.bölümde Doctor'un eski yol arkadaşı Sarah Jane Smith ile karşılaşıyoruz. Ki kendisi 3. ve 4.Doctor'a yol arkadaşlığı etmiş ve daha sonra 1983'te yayınlanan 5.Doctor'un dönemine denk gelen The Five Doctors ( ilk 5 Doctor burada oynuyor) bölümünde geri dönmüş. Sonra da 2006'da School Renuion bölümünde yer aldı. Sarah Jane Smith'in aynı zamanda spin off olan bir dizisi de mevcut. 2007 yılında yayınlanmaya başlayan spin off'un adı The Sarah Jane Adventures. Bu dizi daha çok çocuklara yönelik yapılmış. Diziye 10. ve 11.Doctor konuk olmuş. Anlayacağınız en şanslı yol arkaadaşı Sarah Jane olmuş ;) Dizi 5 sezon sürmüş . Üzücüdür ki Sarah Jane yani Elisabeth Sladen 19 Nisan 2011'de öldü. Onunla ve spin off'uyla ilgili daha ayrıntılı bir yazı yazacağım kısa zamanda. Bu bölümden bir fotoğraf paylaşmak istiyorum. Doctor'umuz Rose ile Sarah Jane'i tanıştırıyor. E Rose kıskanıyor haliyle. Hiç bahsetmedi senden filan diyor Sarah Jane'e. Doctor da ne diyeceğini bilemiyor "e e bahsettim ya sürekli" filan diyor ama yapacak bir şey yok tabi ki :D
The Sarah Jane Adventures

       *2.sezonun en güzel bölümü bence 4.bölüm olan The Girl in the Fireplace bölümü. Doctor'un sezondaki tek öpüşme sahnesini görüyoruz (bu aralar yeni bir tartışma çıkmış Doctor Who da çok fazla cinsellik var diye, neresi cinsellik bunun. Tüm sezon bir öpücükle idare ediyoruz. Gerçi 7.sezon oynuyor şimdilerde ama yine aynı durum. İngilizler de öyle diyorsa artık :D şaka bir yana düşününce fazla öpücük olmaması daha iyi tabi ki). Üzgünüm ki bu öpüşme Rose ile değil ama ne fark eder Madame De Pampodour'umuz var bu sefer ;)
      *2.sezonun 11.bölümü 2012 Londra olimpiyatlarında geçiyor. Bu bölümde 10.Doctor'umuz olimpiyat meşalesini yakıyor. Bu bölümü ayrıca belirtmemin sebebi şudur ki 2006'da yayınlanan bölümden 2012'ye geldiğimizde herkes Londra olimpiyatlarında David'in meşaleyi yakmasını bekledi ama malesef olmadı. Yine de 11.Doctor'umuz Matt Smith meşaleyi yakacak ateşi bir süreliğine taşıdı, teselli ettiler yani bizi, oyalandık işte :(
          Ve geldik son bölüme.. Doctor'un Rose ile vedalaşması.. Tam da her şey yerinde Doctor'umuz mutlu, Rose ile ömür boyu kalabilirim derken pat diye gidiyor Rose.. İstemiyor tabi gitmeyi, ama paralel evrende sıkışıyor ve Doctor onu oradan çıkaramıyor. Bir süpernovayı yakıp son zaman çatlağına gidip Rose ile buluşuyor. Ona "Rose Tyler,.." diyor ve orada yok oluyor. "I love you" diyemiyor, ama öyle olduğunu hepimiz biliyoruz. Böylece yazarımız Rose'u göndermem lazım ama öldürmemem lazım, nasıl gönderebilirim ve vazgeçirebilirim diyor ve başardığını sanıyor :D evt Rose gidiyor ama 4.sezonda iki bölümlük geliyor. Ayrıca 50.yıl özel bölümüne (Kasım 2013'de yayınlanacak) geri dönüyor. Sabırsızız, deliyiz, Whoavian'ız..




         Bu sezon bitince anlıyoruz ki Doctor gerçekten Rose'u seviyor, bu bir aşk bunu biliyoruz. Ama bu Doctor'un aşkı. Konu Doctor olunca da aşkın anlamı farklılaşıyor elbet.. Ne gelir elden. Seni seviyoruz Rose, ilk göz ağrımız..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...